Küçük Prens

Küçük Prens

Küçük Prens

Gezegenler arası yolcuğun bir iç yansımasıdır Küçük Prens. O küçük dünyasından bizim dünyamıza seslenir, sorgular, eleştirir. Büyük dünyamıza bakışımızdaki küçüklüğü irdeler aslında. Bu gözü bağlı olarak fili inceleyen insanlara benzer. Kimisi filin ayağını tutar onu sütün zanneder, kimi burnunu tutar onu hortum sanır, kimisi kulağına değinir onu yelpaze olarak tanımlar. Oysaki bütünü görebilen için sadece fildir o. 

Modern dünyaya ilişkin birçok eleştiriyi içerisinde barındırıyor Küçük Prens. Küçükten büyüğe herkesin seviyesine inebiliyor. Bazen hikâyenin içinde kayboluyorsunuz, bazense o hikâyedeki kahramanlardan biri oluveriyorsunuz. 

İşte size ismi küçük ama aslında yüreği ve düşünceleri kocaman olan Küçük Prens’in kulaklarını çınlatacak bir sır: İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez. Yüreğinizin sesini dinlemeniz dileğiyle…

İyi okumalar.

Simyacı

Paulo Coelho

Can Yayınları

Çoğu zaman karşımıza çıkan bazı imgelerin kaderin bir işareti olduğunu fark etmeden yaşantımıza devam ederiz. Aslında onlar bize geleceğimizi işaret eden birer ipuçlarıdır. Bu ipuçlarını takip ettiğimizde; kim bilir belki de uzakta aradığımız mutluluğun yanı başımızda olduğunu fark ederiz.

 Bu yoğun duygular İspanyadan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun yaşamının öyküsünden yola çıkılarak esere işlenmiştir.

Bir büyük Doğu klasiği olan Mevlâna’nın ünlü Mesnevîsinde yer alan bir küçük öyküden esinlenilerek yazılan bu roman, akıcı ve yalın üslubunun yanı sıra masalsı yönüyle kişiyi sıkmayan ve felsefi yönüyle de okuyucusunu düşündürmeyi başaran bir kitaptır.

Kitabı bitirdiğinizde derin düşüncelere dalıp, aklınızın bir köşesinde kalacak tek bir not: “Ne olursa olsun hayallerinizin, yani kişisel menkıbenizin peşinden gidin”. Olacaktır. Kitabın hayatınıza renk ve anlam katması dileğiyle. İyi okumalar…

Aylin Çekingen

 

 

 

 

Cesur Yeni Dünya

“Her şeyin ulaşılabilir olduğu dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur” der durur satırlar. Cesur yeni dünya tam da bu sözün üzerine kurulmuş bir distopyadır. İnsanların doğumlarının Kuluçka Merkezlerinde olduğu, daha doğmadan hangi kastın içine dahil olduğunuzun belirlendiği ve çeşitli şartlanmalarla duygusal ya da manevi şeylerden tamamen uzaklaştırıldığımız bir distopyadır hem de.

Herkesin uzmanlaştığı, hayatın her yönünün toplumsal yarar düzeyine indirgendiği, hatta cesetlerden bile kullanışlı fosfor kaynakları olarak yararlanıldığı bir düzen vardır. Herkes yaşadığı toplumdan, bulunduğu kasttan, yaptığı işten oldukça mutludur. Ne zamanki biri bir mutsuzluğa düşse yanında her daim üzüntüsünü unutturacak soma adı verilen ilacı bulunur.

Bu toplumda aynı zamanda sanata ve sanatçıya da yer yoktur. Aslında insanı duygu seline sürükleyecek hiçbir şeye yer yok. Öyle ya bir Vahşi gözüyle bakabilen bizler için bu distopya ne kadar da korkunç geliyor. Oysa bu distopyaya doğru akıp gidiyor zaman. Doğumdan itibaren şartlandırılmıyoruz belki ama gittikçe duyarsızlaştırılıyoruz. Manevi olanın içini boşaltıp maddiye doğru, maddiyi de tüketerek koşuyoruz ona doğru.

Cesur Yeni Dünya! uzakmış gibi görünen geleceğimizin tehlike çanlarıdır ve bu çan sesleri yavaş yavaş duyulmaya başladı bile…

Aylin Çekingen

Can Yayınları – 1984

George Orwell

Yaptığınız her işin, eylemin birileri tarafından gözetlendiğini bir düşünsenize! Böyle bir toplumda ne kadar kendimiz olabiliriz? Bu sorunun cevabını ve daha fazlasını buluyorsunuz satırlarda.

Kitap aslında gözetim toplumuna bir gönderi niteliğinde. İnsanın düşünce dünyasını geliştirecek her şeyin yasaklandığı zıt söylemlerle neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamadığınız bir distopya 1984. 

Savaş barıştır. Özgürlük köleliktir. Cehalet güçtür.” Kitaptan yapılan bir alıntı. Kısacası kitap size bildiğiniz her şeyin unutun diyor. Farklı bir bakış açısı ve alacağımız çok şey var 1984’te.

Etiketler: kucuk prens, fil, fare, Paulo Coelhoi, Can Yayınları, 1984, Simyacı, George Orwell
Temmuz 27, 2020
Listeye dön